Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Nedir?

Velâyet kararı kadar kritik olan bir diğer husus, çocuğun velâyetini almayan ebeveynle olan bağının korunmasıdır. Çocukla kişisel ilişki kurulması, çocuğun üstün yararı için önemli bir konudur. Evliliğin boşanma ile sona ermesi veya fiili ayrılık durumlarında, velâyeti kendisinde olmayan ebeveynle müşterek çocuğun kişisel ilişki kurması, çocuğun gelişiminde çok önemlidir.

Velâyeti almayan ebeveyn, mahkeme kararıyla çocuğuyla düzenli görüşme hakkı elde eder. Çocuğun üstün yararı ve güvenliği, tüm süreçte öncelikli ölçüttür.

Bu düzenlemenin merkezinde, ebeveynlerin talepleri yoktur. Merkezde çocuğun her iki ebeveyniyle de sağlıklı ve düzenli bir bağ kurma ihtiyacı yer alır. Bu konudaki tüm kararların sarsılmaz temeli, çocuğun üstün yararı ilkesidir.

Velâyeti Almayan Ebeveynin Görüşme Hakkı

Boşanma kararı, ebeveynlik sıfatını veya sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Çocuğun velâyeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla bağını sürdürme hakkı devam eder.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 182. ve 323. maddeleri, bu hakkı açıkça tanır. Boşanma davasına bakan hâkim, velâyetle birlikte kişisel ilişki takvimini de re’sen (kendiliğinden) veya talep üzerine düzenlemek zorundadır.

Türk Medeni Kanunu’ nun 182. Maddesi:

“Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler.

Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder.

Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.

Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda
tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”

Hâkim Neleri Göz Önünde Bulundurur?

Temel İlke: Çocuğun Üstün Yararı

Ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasında hâkimin temel ölçütü, çocuğun üstün yararı ilkesidir. Hâkim, bu kararı verirken ebeveynlerin isteklerinden veya aralarındaki çekişmeden ziyade, çocuğun menfaatlerini merkeze alır. Hâkimin dikkate aldığı başlıca faktörler şunlardır:

Türk Medeni Kanunu’ nun 323. Maddesi:
“Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.”

  1. Çocuğun Yaşı: Çok küçük yaştaki bir bebek ile okul çağındaki bir çocuğun ihtiyaçları farklıdır. Kişisel ilişki süresi ve şeklinin (örneğin yatılı olup olmaması) belirlenmesinde bu unsur önemlidir.
  2. Çocuğun Sağlık Durumu: Çocuğun fiziksel veya ruhsal bir sağlık sorunu kişisel ilişki düzenlemesinde dikkate alınır. Örneğin; özel bakım ihtiyacı, terapi takvimi vb. Kişisel ilişki düzenlemesi bu özel durumu aksatmamalıdır.
  3. Eğitim ve Sosyal Yaşam Düzeni: Çocuğun eğitim ve sosyal yaşamı, kişisel ilişkinin zamanlamasını doğrudan etkiler. Örneğin; okul takvimi, ders saatleri, hafta sonu etkinlikleri ve sosyal çevresi vb. Amaç, çocuğun mevcut düzeninin en az şekilde sekteye uğramasıdır.
  4. Çocuğun Görüşü: Hâkim, idrak kudretine (kendi durumunu anlayıp ifade edebilme yeteneğine) sahip olduğunu değerlendirdiği çocuğun, kişisel ilişki konusundaki görüşlerini mutlaka dinler ve kararda dikkate alır.
  5. Sosyal İnceleme Raporu (SİR): Hâkim, karara esas teşkil etmesi için SİR talep eder. Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’nde (ADİM) görevli psikolog veya pedagogdan uzman raporu (SİR) alınır. Bu rapor; çocuğun ve ebeveynlerin yaşam koşullarını, birbirleriyle olan bağlarını ve kişisel ilişkinin çocuğun psikolojisi üzerindeki muhtemel etkilerini detaylıca analiz eder.
  6. Ebeveynlerin Durumu: Çocuğun güvenliği her şeyden önemlidir. Kişisel ilişki kuracak ebeveynin veya yakınının yaşam koşulları önemlidir. Örneğin; sağlığı, alışkanlıkları ve çocuğa bakma yetkinliği vb. konular dikkate alınır.

Sonuç olarak hâkim, tüm bu somut delilleri ve uzman raporlarını bir araya getirerek, çocuğun diğer ebeveyn (veya büyükanne/büyükbaba gibi yakınları) ile olan bağını koparmayacak, gelişimini destekleyecek ve en önemlisi güvenliğini teminat altına alacak en adil ve sağlıklı kişisel ilişki takvimini tesis eder.

Çocukla Kişisel İlişki Kurma Yolları Nelerdir?

Aile Mahkemesi hâkimi, çocukla kişisel ilişki tesis ederken standart bir şablon uygulamaz. Her karar, dosyanın kendine has dinamiklerine göre şekillenir. Hâkim, çocuğun üstün yararını merkeze alarak; ebeveynlerin ikamet ettikleri yerlerin (coğrafi konum), çocuğun yaşının ve ihtiyaçlarının ve ebeveynlerin kişisel durumlarının (sağlık, çalışma koşulları vb.) bir analizini yapar.

Bu değerlendirmeler sonucunda, hakim, aşağıdaki kişisel ilişki modellerinden birine veya birkaçının birleşimine karar verir:
  1. Refakatsiz (Standart) Kişisel İlişki: Bu, uygulamada en sık karşılaşılan yöntemdir. Velayet hakkı kendisinde olmayan ebeveyn, mahkemenin belirlediği zaman dilimlerinde çocukla baş başa vakit geçirir. Bu model, ebeveyn-çocuk bağının doğal bir ortamda gelişmesi için esastır.
  2. Refakatli (Denetimli) Kişisel İlişki: Hakim, çocuğun güvenliğinin veya psikolojisinin risk altında olabileceği durumlarda bu yönteme karar verir. Bir tedbir niteliğindedir. Eğer ebeveynin çocukla yalnız kalması sakıncalı görülüyorsa hâkim, görüşmelerin bir uzman eşliğinde yapılmasına karar verir. Bu görüşmeler genellikle Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü (ADİM) bünyesinde görevli psikolog veya pedagogların gözetiminde (refakatinde) yapılır. Örneğin; çocuğu kaçırma şüphesi, şiddet eğilimi, madde bağımlılığı vb.
  3. Çocuğun Tesliminin Üçüncü Kişi Vasıtasıyla Yapılması: Bazen ebeveynler arasında çatışma söz konusudur. Bu nedenle bir araya gelmeleri, karşılaşmaları sorun teşkil edebilir. Bu gerilimli karşılaşmalar çocuğun psikolojisini olumsuz etkiliyorsa mahkeme özel bir tedbire başvurur. Bu durumda, çocuğun bir ebeveynden diğerine teslimi, güvenilir bir üçüncü kişi (bir akraba) veya kurum (ADİM personeli) aracılığıyla gerçekleştirilir.
  4. Uzaktan İletişim Yoluyla Kişisel İlişki: Ebeveyn ile çocuk arasında uzak mesafe bulunabilir. Örneğin; Ebeveynin farklı şehir veya farklı ülkede bulunması. Bu durum, fiziki görüşmelerin sıklığını kaçınılmaz olarak azaltır. Mahkeme, ebeveyn ile çocuk arasındaki bağın kopmaması için ek önlemler alabilir. Fiziki görüşme günleri yeterli olmadığında, iletişimi desteklemek amacıyla teknolojik araçlarla görüşmeye de izin verir. Bu kapsamda ebeveyn, telefon veya görüntülü arama gibi yöntemlerle çocuğu ile düzenli olarak iletişim kurabilir. Mahkeme, bu görüşmelerin gün ve saatlerini açıkça belirler ve böylece ebeveyne bu iletişim hakkını tanır.

Üçüncü Kişilerin (Büyükanne, Büyükbaba) Çocukla Görüşme Hakkı

Türk Medeni Kanunu’ nun 325. maddesi:
“Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir.
Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır.”

Türk Medeni Kanunu, sadece anne ve babaya değil, istisnai durumlarda üçüncü kişilere de (özellikle büyükanne ve büyükbaba) çocukla kişisel ilişki kurma hakkı tanır (TMK m. 325).

Ancak bu hak, ebeveynlerin hakkı gibi otomatik değildir ve iki temel şarta bağlıdır:

  1. Olağanüstü Hallerin Varlığı: Kanun, bu hakkın doğması için “olağanüstü halleri” şart koşar. Örneğin; ebeveynlerden birinin vefat etmesi, ebeveynin cezaevinde olması vb.
  2. Çocuğun Menfaatine Uygunluk: Olağanüstü hal mevcut olsa bile, hâkim bu ilişkinin çocuğun menfaatine (üstün yararına) uygun olup olmadığını ayrıca değerlendirir.

Çocukla Görüşme Hakkının Sınırlandırılması veya Kaldırılması

Kişisel ilişki hakkı, çocuğun üstün yararı karşısında mutlak ve sınırsız bir hak değildir. Hâkimin birincil görevi çocuğu korumaktır.

TMK m. 324/II’ye göre, eğer kurulan bu ilişki:

  • Çocuğun huzurunu ciddi düzeyde tehlikeye atıyorsa,
  • Çocuğun fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar veriyorsa,
  • Görüşme hakkı sahibi ebeveyn, bu hakkını amacına aykırı kullanıyor (örn. çocuğu diğer ebeveyne karşı kışkırtıyor, eğitimini aksatıyor) ise;

Hâkim, bu hakkı sınırlandırabilir (örn. yatılı kalmayı kaldırıp, süreyi kısaltabilir) veya çok ağır vakalarda tamamen kaldırabilir.

Mahkeme Kararına Rağmen Çocuğu Göstermemenin Yaptırımı Nedir?

Mahkemenin verdiği kişisel ilişki kararı (ilâm), bir tavsiye değil uyulması zorunlu bir emirdir. Mahkeme kararına uymamanın cezası Disiplin Hapsidir.

  • ADM Süreci: 7343 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, bu kararların icrası artık İcra Müdürlükleri aracılığıyla yapılmamaktadır. Çocuk dostu bir yöntemle Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri (ADM) tarafından yürütülmektedir.
  • Görüşmeyi Engelleyen Ebeveynin Cezası: Hakkı engellenen ebeveyn, ADM’ye başvurur. ADM tarafından yapılan bildirime ve uyarıya rağmen velâyet sahibi ebeveyn çocuğu teslim etmezse, diğer tarafın şikâyeti üzerine Aile Mahkemesi tarafından disiplin hapsi (tazyik hapsi) ile cezalandırılır.
  • Çocuğu Geç Getirmenin Cezası: Yaptırım tek taraflı değildir. Görüşme hakkını kullanan ebeveyn, belirlenen sürenin sonunda çocuğu velâyet sahibine geri teslim etmezse, aynı şekilde (şikâyet üzerine) üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.
  • Şikâyet ve Yetkili Mahkeme: Bu cezalar şikayete tabidir. Hakkı ihlal edilen tarafın şikâyette bulunması gerekir. Şikâyeti inceleyecek görevli mahkeme, ADM’nin bulunduğu yer Aile Mahkemesi’dir.
  • Tazminat Davası ve Velayet Değişikliği: Mahkeme kararına rağmen çocuğu göstermemekte direnen ebeveyne karşı, diğer ebeveynin tazminat davası açmak hakkı mevcuttur. Ayrıca velayet değişikliği davası açma hakkı da bulunmaktadır.

Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasında Görevli Mahkeme

Çocukla kişisel ilişki tesis edilmesi veya mevcut düzenin (koşullar değiştiyse) yeniden düzenlenmesi talepleri için görevli mahkeme Aile Mahkemesi‘dir.

Bu talep, boşanma davası esnasında ileri sürülebileceği gibi, boşanma kararı kesinleştikten sonra da bağımsız bir dava olarak her zaman açılması mümkündür.

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Eren GENÇ ve Av. Halil ÖZBEKLİ’ye aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir. Diğer makalelerimize makaleler bölümünden ulaşabilirsiniz.

Soru ve Yorumlar İçin

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı iletişim bölümünden ve mail bölümünden yazabilirsiniz.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir