Boşanma Davalarında Dijital Deliller ve Sosyal Medya Kayıtları

Teknolojinin gelişmesi ve sosyal medya kullanımının artması, aile hukuku uyuşmazlıklarını da doğrudan etkilemiştir. Boşanma davalarında, iddiaların ispatlanması davanın kaderini tayin eden en temel unsurdur. Dijital deliller ve sosyal medya kayıtları, boşanma davalarında iddiaların ispatlanması hususunda çok önemli bir delildir.

Geleneksel yargılama pratiğinde tanık beyanları, mektuplar veya otel kayıtları ön plandayken; günümüzde dijitalleşmenin bir sonucu olarak sosyal medya etkileşimleri ve anlık mesajlaşma kayıtları boşanma davasında birincil delil niteliği kazanmıştır.

Ancak dijital verilerin boşanma davalarında delil olarak sunulması, usul hukuku ve anayasal haklar bağlamında ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bir taraftan TMK m. 6 uyarınca herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüyken; diğer taraftan Anayasa m. 20 ile güvence altına alınan “Özel Hayatın Gizliliği” ve haberleşme hürriyeti sınırlarının korunması gerekmektedir.

1. Boşanma Davalarında Dijital Delil Nedir?

Dijital delil; elektronik ortamda oluşturulan, saklanan veya iletilen ve bir hukuki uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek her türlü veriyi ifade eder. Boşanma davalarında en sık karşılaşılan dijital deliller şunlardır:

  • WhatsApp yazışmaları ve ses kayıtları,
  • E-posta (e-mail) yazışmaları,
  • Sosyal medya mesajları ve Instagram DM konuşmaları,
  • Facebook, X (Twitter) ve TikTok paylaşımları,
  • Fotoğraflar, videolar ve konum (lokasyon) kayıtları,
  • Telefon arama geçmişi (HTS kayıtları),
  • Ekran görüntüleri (Screenshot) ve bulut depolama (iCloud, Drive) verileri.

2. Dijital Verilerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Kapsamındaki Yeri

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun BELGE başlıklı 199. maddesi:

“Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.”

Bu hüküm açıkça göstermektedir ki, WhatsApp mesajları, Facebook durum güncellemeleri, Instagram doğrudan mesajları (DM), e-postalar ve hatta SMS’ler hukuk yargılamasında birer “belge” hükmündedir.

Dolayısıyla boşanma davalarında delil başlangıcı veya takdiri delil olarak mahkemeye sunulmaları mümkündür.

3. Boşanma Davasında Dijital Delillerin ve Sosyal Medya Kayıtlarının Hukuka Uygunluğu Sorunu

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun İSPAT HAKKI başlıklı 189. maddesi:

“(1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir.
(2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
(3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz.
(4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir.”

Dijital verilerin birer belge olarak kabul edilmesi, onların koşulsuz şartsız mahkemeye sunulabileceği anlamına gelmez. HMK m. 189/2 hükmü emredici bir niteliğe sahiptir: “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.”

Dolayısıyla, boşanma davasında taraflardan birinin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösteren bir sosyal medya yazışması, kesin delil olmamakla birlikte mahkemece re’sen veya talep üzerine dikkate alınması gereken, hakimin takdir hakkı kapsamında değerlendireceği bir ispat vasıtasıdır. Dijital deliller, tek başlarına hükme esas alınabileceği gibi, tanık beyanları veya diğer yan delillerle desteklendiğinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispatta güçlü bir karine teşkil eder.

Boşanma davalarında en sık karşılaşılan hukuki uyuşmazlık, eşlerin birbirlerinin telefon, bilgisayar veya sosyal medya hesaplarından “gizlice” elde ettikleri verilerin delil niteliğidir.

A. Özel Hayatın Gizliliği ve Ortak Yaşam Alanı Dengesi

Anayasa m. 20 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) m. 8 uyarınca herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Evlilik birliğinin kurulması, eşlerin birbirlerinin özel hayat alanlarını tamamen ortadan kaldırmaz. Her bir eşin, evlilik içinde dahi korunan bir “gizli alanı” mevcut olup, rızası hilafına telefon şifresinin kırılması, sosyal medya hesaplarının hacklenmesi veya casus yazılımlarla (keylogger, takip programları vb.) izlenmesi hukuka aykırı delil üretimini oluşturur.

Buna karşın, Yargıtay’ın geçmiş yıllarda geliştirdiği ve halen bazı istisnai durumlarda uyguladığı “ortak yaşam alanı” yaklaşımı mevcuttur. Eşlerin birlikte yaşadığı konutta, herkesin erişimine açık bir bilgisayarda açık bırakılan bir Facebook oturumu veya şifresiz şekilde masada duran bir telefona gelen ve ekranda beliren WhatsApp mesajı, “sadakat yükümlülüğünün ihlalini ispata yönelik anlık ve planlı olmayan” bir şekilde elde edilmişse, hukuka aykırı delil olarak kabul edilmeyebilmektedir. Ancak buradaki ince çizgi, eylemin “süreklilik arz eden bir casusluk/tuzak kurma” boyutuna ulaşıp ulaşmadığıdır.

B. Planlı Tuzak Kurma ve Casus Yazılımlar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daire kararlarında; eşin sadakatsizliğini ispat etmek amacıyla dahi olsa, telefona gizlice ses kayıt programı yüklenmesi, eve gizli kamera yerleştirilmesi veya profesyonel yöntemlerle şifrelerin ele geçirilmesi süreçlerini net bir biçimde “hukuka aykırı” olarak nitelendirmiştir.

ÖNEMLİ UYARI: Bu tür yöntemlerle casus veri toplamak, ceza hukuku anlamında Türk Ceza Kanunu m. 134 (Özel Hayatın Gizliliğini İhlal) ve m. 243 (Bilişim Sistemine Hukuka Aykırı Girme) suçlarını oluşturabileceği gibi, boşanma davasında da tamamen geçersiz sayılır.

4. Yargıtay İçtihatları Işığında Dijital Delillerin ve Sosyal Medya Kayıtlarının Değerlendirilmesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’ nin boşanma davasında dijital deliller ve sosyal medya kayıtları ile ilgili çok sayıda emsal kararı mevcuttur. Bu kararlarda öne çıkan temel kriterler şunlardır:

A. Ekran Görüntülerinin (Screenshot) Tek Başına Yetersizliği ve İspat Gücü

Mahkemeye sunulan dijital delillerin en yaygın formu ekran görüntüleridir. Ancak ekran görüntüleri, üzerinde kolayca oynanabilen, sahtesi üretilebilen veya montajlanabilen veri türleridir. Yargıtay, bir ekran görüntüsünün delil başlangıcı sayılabileceğini ancak karşı tarafın bu veriye açıkça itiraz etmesi halinde, mesajların kaynağının (GSM operatörü, cihaz log kayıtları veya bilirkişi incelemesi) doğrulanması gerektiğini belirtmektedir.
Sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarından alınan ekran görüntüleri uygulamada sıklıkla kullanılmaktadır. Mahkemeler ekran görüntülerini tek başına kesin delil olarak değerlendirmemekle birlikte;

  • Diğer delillerle desteklenmesi,
  • İçeriğin inkâr edilmemesi,
  • Tarih ve içerik bütünlüğünün korunması,

halinde dikkate alabilmektedir. Özellikle ekran görüntülerinin noter tespitiyle desteklenmesi delilin güvenilirliğini artırmaktadır.

B. Sosyal Medyada Güvenlik Sınırı

Yargıtay kararlarında, bir eşin sosyal medya platformlarında (örneğin Instagram veya Facebook) kamuya açık şekilde paylaştığı fotoğraflar, yaptığı yorumlar veya beğeniler (like) hukuka aykırı delil olarak kabul edilmez.

Herkese açık profillerden elde edilen veriler, kişinin kendi rızasıyla alenileştirdiği unsurlar olduğundan, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışların (örneğin bir başkasıyla duygusal veya fiziksel ilişkiyi gösteren fotoğraflar) ispatında tam delil olarak kabul edilir.

5. WhatsApp Yazışmaları Delil Olarak Kullanılabilir Mi?

Boşanma davalarında en çok tartışılan konulardan biri WhatsApp mesajlarının delil niteliğidir. Eşlerden biri kendi telefonunda bulunan ve kendisine gönderilen mesajları mahkemeye sunabilir. Bu durumda delilin hukuka uygun şekilde elde edildiği kabul edilmektedir. Ancak;

  • Şifre kırılarak telefona girilmesi,
  • Gizlice hesaba erişilmesi,
  • Casus yazılım kullanılması,
  • Başkasına ait hesabın izinsiz ele geçirilmesi,

gibi yöntemlerle elde edilen mesajlar hukuka aykırı delil niteliğindedir. Bu tür davranışlar aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil eder.

6. Silinen Mesajlar Mahkeme Kararı İle Geri Getirilir Mi?

Taraflar boşanma sürecinde delilleri yok etmek için mesaj geçmişlerini silebilir. Mahkeme gerekli görürse telefon ve bilgisayarlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırabilir ve HTS (arama/mesajlaşma zamanı) kayıtlarını talep edebilir. Ancak silinen her verinin (özellikle bulut yedeği yoksa) adli bilişimle bile geri getirilmesi kesin değildir.

7. Gizlice Alınan Ses Kayıtları Delil Sayılır Mı?

Ses kayıtları bakımından konu daha hassastır. Genel kural olarak kişilerin özel hayatına ilişkin konuşmaların gizlice kaydedilmesi hukuka aykırı kabul edilmektedir. Ancak Yargıtay kararlarında bazı istisnai durumlarda;

  • Başka türlü delil elde etme imkânının bulunmaması,
  • Ani gelişen bir olayın ispat edilmesi zorunluluğu,
  • Kişinin kendisine yönelen hukuka aykırı davranışı kanıtlama amacıyla hareket etmesi,

şartlarının birlikte bulunması halinde ses kayıtlarının değerlendirilmesine imkan tanınabilmektedir. Her olayın özelliklerine göre ayrı değerlendirme yapılması gerektiği unutulmamalıdır.

8. Sosyal Medya Paylaşımları Kusur ve Tazminat Oranını Etkiler Mi?

Evet. Boşanma davalarında kusur belirlemesi büyük önem taşımaktadır. Sosyal medya paylaşımları bazı durumlarda kusurun ispatında etkilidir. Örneğin;

  • Evlilik devam ederken başka biriyle romantik paylaşımlar yapılması,
  • Eşe yönelik aşağılayıcı içerikler paylaşılması,
  • Aile mahremiyetini ihlal eden yayınlar yapılması,
  • Sürekli hakaret içeren gönderiler paylaşılması,

mahkeme tarafından kusur değerlendirmesinde dikkate alınabilmektedir. bu durum maddi ve manevi tazminat taleplerini de etkileyebilmektedir.

9. WhatsApp ve Instagram Mesajları Mahkeme Kanalıyla Şirketlerden İstenebilir mi?

Uygulamada sıklıkla yapılan en büyük hata, mahkemeden “Karşı tarafın WhatsApp yazışmalarının veya Instagram DM içeriklerinin ilgili şirketlerden istenmesi” talebidir.

Bilinmelidir ki; WhatsApp, Meta (Instagram, Facebook) ve X (Twitter) gibi yabancı menşeli teknoloji firmaları, uluslararası gizlilik politikaları gereği boşanma gibi hukuk davalarında mesaj içeriği paylaşmazlar. Türkiye’deki mahkemelerin yazdığı müzekkerelere bu kurumlardan olumlu cevap gelmemektedir.

10. Hukuka Uygun Çözüm: Delil Tespiti ve Adli Bilişim

Bu durumda yapılması gereken, delil tespiti mekanizmasının doğru işletilmesidir. Eşin kullanımındaki bilgisayar, tablet veya telefon üzerinde mahkeme kanalıyla veya delil tespiti davasıyla “yerinde bilirkişi incelemesi” yaptırılarak mevcut verilerin imajının (yedeklemesinin) alınması gerekir. Mahkemece bu yolla elde edilen uzman bilirkişi raporları, hukuka tamamen uygun ve kesin nitelikte delil teşkil eder.

11. Sonuç

Boşanma davasında dijital deliller ve sosyal medya kayıtları, HMK m. 199 kapsamında birer “belge” olarak Türk aile hukuku yargılamasının vazgeçilmez unsurları haline gelmiştir. Ancak, adaletin tecellisi uğruna bireyin en temel anayasal haklarından olan özel hayatın gizliliği ve haberleşme hürriyeti feda edilemez.

Yargıtay’ın güncel yaklaşımı; sistemli, planlı ve tuzak kurma kastıyla elde edilen verilerin reddedilmesi; ancak günlük yaşamın akışı içinde tesadüfen karşılaşılan veya kişinin kendi rızasıyla sosyal medyada alenileştirdiği verilerin delil olarak kabul edilmesi yönündedir. Boşanma davalarında dijital delil sunarken verinin elde ediliş biçimine azami özen göstermek, davanın reddedilme veya ceza davasına konu olma riskini ortadan kaldıracak yegane unsurdur.

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Eren GENÇ ve Av. Halil ÖZBEKLİ’ye aittir. Tüm makaleler hak sahipliğinin tescili amacıyla elektronik imzalı zaman damgalıdır. Sitemizdeki makalelerin kopyalanarak veya özetlenerek izinsiz bir şekilde başka web sitelerinde yayınlanması halinde hukuki ve cezai işlem yapılacaktır. Avukat meslektaşların makale içeriklerini dava dilekçelerinde kullanması serbesttir. Diğer makalelerimize makaleler bölümünden ulaşabilirsiniz.

Soru ve Yorumlar İçin

Hukuki sorunlara dair her türlü görüş, yorum ve sorularınızı iletişim bölümünden ve mail bölümünden yazabilirsiniz.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir